EN TESİRLİ ŞİFÂ DUÂSI

EN TESİRLİ ŞİFÂ DUÂSI

Abdullâh ibni Mübârek Hazretleri’nin Yürüyemeyecek Hâle Gelmiş Atının Ayağa Kalkmasına Sebep Olan En Tesirli Şifâ Duâsı ki Ali Haydar Efendi ve Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhümâ) Hazarâtı Bu Duâyı Sürekli Okurlardı

Büyük hadîs hâfızı Muhaddis İbni Beşküvâl (Rahimehullâh) “el-Müsteğîsîne billâh” isimli çok meşhur ve mûteber eserinde, İmâm-ı Âzam Efendimiz’in yetiştirdiği büyük müctehid ve velî Abdullâh ibni Mübârek (Radıyallâhu Anh)ın şöyle anlattığını rivâyet etmiştir:

“Bir kere Tarsus’tan gazâya çıktık. Bir müfrezeyle birlikte ben de o cihâda katılmıştım. Benim bir hayvanım vardı ki onun yolculuğa dayanacağına güveniyordum, yedek atım da yoktu. Nihâyet yolda bir yere geldiğimizde hayvanım yıkıldı düştü. Ben de onun yanına oturup bu cihâda katılamayacağım için dertli dertli düşünmeye başladım. Tam o sırada yüzü çok güzel, kokusu çok hoş bir adam yanıma uğradı. O sırada bütün insanlar gitmiş ve ben tek kalmıştım. 

O zat bana: ‘Ey İbni’l-Mübârek! Seni oturtan şey nedir?’ dedi, ben de: ‘Allâh’ın bu atım hakkında vereceği hükme râzı gelerek burada beklemekteyim.’ dedim. O: ‘Atına binmek ister misin?’ deyince ben de: ‘Bunu bana kim yapacak ki?!’ dedim. Derken o zat atımın yanına gitti ve elini alnına koyarak kuyruk sokumuna kadar sıvazladı ve sonra: 

‘Ey illet! Allâh’ın izzeti hakkı için, Allâh’ın azameti bahşı için, Allâh’ın celâli hâtırı için, Allâh’ın kudreti bahşı için, Allâh’ın saltanatının sultânı hakkı için, ‘Lâ ilâhe illâllâh’ hürmeti için, Allâh katından Kalem’in yazdığı şeyler (tüm mukaddesât) hürmeti için ve ‘Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’ zikrinin kudreti için sana and veriyorum ki mutlakā çekilip gidesin.’ dedi.

Tam o anda ölmek üzere olan atım sapasağlam bir şekilde sıçradı ve silkindi. O zat atımın üzengisini tutarak ‘Haydi bin.’ dedi. Ben de bindim ve arkadaşlarıma kavuştum. Sonra kendi kendime: ‘Yâ bu senin yaptığın insaftan değil, düşman beldesinde bir adamı yalnız başına bıraktın gidiyorsun. Mutlakā onu arkama redif yapmalıydım.’ diye düşündüm, fakat sonra ‘Duâsının bereketiyle Allâh’ın kudretini gördüğüm bu zâtı Allâh-u Te‘âlâ selâmete çıkartmaya Kādir’dir. (Ben onu düşünmesem de olur.)’ diye düşündüm.

Ertesi gün harp patladı ve biz düşmana gâlip geldik. Bu zaferimizden sonra bir de baktım ki o zat yine önümüzde, bize ganîmetleri gösteriyor, bizi düşmanlardan ihtiyatlı olmaya dâvet ediyor ve orada da en zor işleri bize kolaylaştırıyor. Derken yanına yanaştım ve: ‘Sen benim dünkü arkadaşım değil misin?!’ dedim, o da: ‘Evet, ben oyum.’ dedi.

O zaman ben: ‘Allâh aşkına sana soruyorum; sen kimsin?’ deyince sıçrayıp ayağa kalktı, kalkar kalkmaz altındaki toprak yemyeşil oldu, o zaman anladım ki o Hızır (Aleyhisselâm)dır.”

Yaşadığı bu ilginç hâdiseyi anlattıktan sonra Abdullâh ibni Mübarek Hazretleri: “Ben bu kelimeleri hangi hasta üzerine okusam, mutlakā o şifâ bulmuştur, ancak eceli geldiyse müstesnâ. (Yâni eceli gelmeyen hangi hastaya bu dua okunursa o hasta iyileşir ve bağlarından çözülmüş gibi derdinden kurtulur.)” demiştir.

Abdullâh ibni Mübârek Hazretleri’nden bu nakli yapan Ebû Bekr ibni Mücâhid (Rahimehullâh) kitabının hâşiyesine “Bu duâ çok kıymetlidir ve çok şereflidir.” diye kayıt düşmüştür. (İbnü Beşküvâl, el-Müsteğîsîne billâh, rakam:118, sh:120-121; el-Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, 8/305)

Üstâdımız Hacı Mahmud Efendi Hazretleri bu duâyı hastalara okur ve şeyhi Ali Haydar Efendi Hazretleri’nden de bu duâyı naklederdi. Kendi hatt-ı desti (el yazısı) ile bu konuda şöyle yazmışlardır:

“Felç ve nüzül gibi rahatsızlığa mübtelâ olan kimseye okunurken elini alnına vaz edip (koyup) enseye doğru tâ kuyruk yerine kadar veyâ hastalık olan, uyuşuk olan 

mahallini meshederek (hastalık bölgesini sıvazlayarak) şu eksâmı (kasemleri) okuyalar. 7 sabah devâm edilirse biiznillâh hasta şifâyâb olur. Bir nice mübtelâlara bu vechile yedi sabah okunup şifâyâb oldukları Efendi Babamız’ca da meşhur ve mücerreptir.”

Duânın Okunuşu...

devamı için Lâlegül Dergisi Temmuz sayısı sayfa 87'ye bakınız...

EN TESİRLİ ŞİFÂ DUÂSI