ÜMMETİ BÖLEN FİTNE “MEZHEPSİZLİK” | Lâlegül Dergisi

ÜMMETİ BÖLEN FİTNE “MEZHEPSİZLİK”

ÜMMETİ BÖLEN FİTNE “MEZHEPSİZLİK”

28 Aralı

Mezhepsizlik, üzerinde ehemmiyetle durulması gereken önemli bir konudur. Çünkü bu mezhepsiz taife, dini istismar ederek ümmetin bütünlüğünün parçalanmasına ve Ehli Sünnet’e mensup samimi Müslümanlara küfür ve şirk isnad ederek fitne çıkmasına sebep olmaktadırlar. Ayrıca bu, i’tikâda da taalluk eden bir meseledir ki, i’tikâdı bozuk olanın yaptığı ibâdetleri de boşa gider Allah muhafaza... Onun için her Müslüman, bu mezhepsizlik fitnesine karşı azamî derecede uyanık olmalı ve Ehli Sünnet i’tikâdından zerre kadar ayrılmamalıdır. Tabi bu fitneye her ne kadar “mezhepsizlik” desek de, aslında “mezhepsizlik” diye bir şey yoktur. Zira mevcut mezheplerden herhangi birini kabul etmeyenlerin dahi mutlaka bir mezhebi vardır. Bu, ya yeni bir mezheptir, ya da mevcut mezheplerin ictihadlarından toplanmış karma bir oluşumdur. Ki, buna “Telfik” denir, telfîk ise ittifakla bâtıldır. (Telfik konusuna makalemizin sonunda daha detaylı olarak temas edeceğiz) Yirminci yüzyılda yetişen en büyük âlimlerden merhûm Muhammed Zâ- hid el-Kevserî, “Makâlât” isimli eserindeki bir makalesine; “Mezhepsizlik Dinsizliğin Köprüsüdür” başlığını atmıştır. Bu hikmetli söz, makale neşredildikten sonra dilden dile yayılmış ve adeta darb-ı mesel haline gelmiştir. Zâhid el-Kevserî, mezhepsizliği dinsizliğe giden bir köprü olarak telâkki etmiş, buna “dinsizlik” dememiştir lakin, hiçbir mezhebi kabul etmemenin, insanı böyle bir âkıbete sürüklediğine de işaret etmiştir. Çünkü Mezhep; Dinî bir hüküm koymanın, içtihatda bulunup fetvâ vermenin bir kuralı ve sistemidir. Yani mezhep demek, Kur’an ve Sünnet’e dayanan ilmî bir metod ve sistem demektir. Mezhepsizlik ise kural ve metot tanı- mamaktır, Dinî konularda kendi kafasından, kendi hevâsına ve re’yine göre konuşmak, uluorta dinî ve şer’î konularda açıklama yaparak hüküm vermektir. Dolayısıyla mezhep tanımayan bu tâifenin, Din hakkında söyledikleri sözler ve ileri sürdükleri hükümler daha başından yanlıştır ve bâtıldır. 

MUSTAFA ÖZŞİMŞEKLER

Yazının tamamını Lâlegül Dergisi Ocak sayısında bulabilirsiniz. (Sayfa 40)


Yorum Ekle