HELAL-HARAM VE MEKRUH

HELAL-HARAM VE MEKRUH

İslam dini, toplum, aile ve birey olmak üzere her üç alana ilişkin gerek farz gerek vacip veya sünnet olan kurallar getirmiştir. Toplum ahlakına uymaktan kast edilen toplumun çoğunluğunun uygulaya geldiği şeyler değildir. Belki toplumun çoğunun uygulaya geldiği ve dinin de bunda bir mahzur görmeyip benimsediği kurallardır.

Toplumda riayet edilmesi gereken ahlak kurallarının yanında toplumun saadet içerisinde yaşamasını sağlayan ve aynı zamanda dünyaya geliş gayemizi temin eden birtakım prensipler koymuş olan İslam dini, ahlak kurallarının yanında vicdanı da dikkate almıştır. 

Sadece dış görüntüsüyle veya başka bir deyimle “insanlar bu hareketim için ne der” endişesiyle etik davranmaya çalışmaktan öte, başını yastığa koyduğunda kimsenin görmediği bir fiil için bile “Rabbim ne der” kaygısıyla vicdan muhasebemizi de yapmamızı ön görür İslam. 

İşte birey, aile ve toplum için uyulması gereken veya sakınılması lazım olan vicdan ve ahlak kurallarının yanında hakları da ifade eden hâsıl-ı kelam tüm yaşamımızda dikkat etmemiz gereken fiilleri yapılabilir ve yapılamaz şeklinde içine alan iki kavram, helal ve haram kavramlarıdır. Helal kavramının içerisinde mubah, müstahap, sünnet, vacip ve farz gibi kavramlar varken haram kavramı, tahrimen mekruh ve haram terimlerini kapsamaktadır. 

Halk arasında yanlış anlaşıla gelmiş olan “mekruh” terimi esasen âlimlerin dilinde yapılması yasak olan fakat bu yasaklığı diğer haramlar gibi kati delille sabit olmayan şeylere denir. Fakat halkımız “bu, mekruhtur” ifadesinden adeta yapılabilir, haram değil ifadesini algılamaktadır ki bu çok büyük bir yanlıştır. Buna sebep, kitaplarımızdaki iki ayrı mekruh ifadesinin karıştırılmasıdır.

Kitaplarımızda “terk edilmesi daha iyidir” anlamında olan tenzihen mekruh ifadesi, yapılsa da ahirette azabı gerektirmeyen bir fiil için söylenir. Belki halkın mekruh ifadesinden anladığı da budur.

Fakat tahrimen mekruh böyle değildir. Zira tahrimen mekruh, yapıldığında ahirette haram gibi azabı gerektiren fiilleri ifade etmek için kullanılan bir terimdir. 

Tüm bunlara ilave olarak âlimlerin genelde mekruh deyip tahrimen veya tenzihen şeklinde kayıtlamadıkları mekruh ifadeleri, kullanıldıkları fiilin yapılmaması gerekli olan bir fiil olduğunu ifade eder.

Bir de şu var; yapılmaması gereken mekruh fiiller de kendi aralarında derecelere tabidirler. Bazıları daha şiddetli mekruh olurken bazıları daha hafiftir.

Hepsinin mekruh veya tahrimen mekruh diye ifade edilmesi, yapılmaması gerekli bir fiil olduğunu bildirmek içindir. Ayrıca her birinin derecesini ifade edecek kadar çok terim kullanmak karmaşadan başka bir şey getirmez. 

HÜSAMETTİN VANLIOĞLU BAŞKANLIĞINDA FIKIH KURULU

Yazının tamamını Lâlegül Dergisi Ağustos sayısında bulabilirsiniz. (Sayfa 26)



Yorum Ekle